Boşanmada tazminat ve nafaka

Maddi Tazminat
Maddi tazminat talebi için, menfaatleri zedelenmiş olmalı.

Devamını Okuyunuz Menfaat zedelenmesi boşanma sırasında mevcut olabileceği gibi beklenen bir menfaat kaybı da olabilir.
Maddi tazminat talep eden eş ya tamamen kusursuz olacak, ya da karşı tarafa göre daha az kusurlu olmalıdır.
Manevi Tazminat
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
Yoksulluk nafakası

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka ödeyecek tarafın kusurlu olması veya olmaması önemli değildir
Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi
Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre İrat(=dönemsel gelir)  biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
Ancak Manevi tazminatın irat (=dönemsel gelir) biçiminde ödenmesine karar verilemez.
Tazminat veya nafakanın sona ermesi
İrat(=dönemsel gelir)  biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka;
Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi,
Taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar.
Tazminat veya nafaka ayrıca;
Alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, Yoksulluğunun ortadan kalkması,
Ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların mali durumunun değişmesi
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde İradın (=dönemsel gelir)   artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yoksulluk Nafakası Kaldırılabilir mi?
Medeni Kanunun 175 ve 176 ıncı madde metinlerine göre maddi tazminat tamamen kaldırılabilir ancak nafaka kaldırılamaz.
Konu Anayasa Mahkemesine taşınmış ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinin birinci ve 176. maddesinin dördüncü fıkralarının Anayasa’nın 2. maddesine aykırılığı savıyla iptali istenmiştir.

Anayasa Mahkemesi Esas Sayısı: 2005/56, Karar Sayısı: 2009/94, Karar Günü: 25.6.2009 tarihli kararında iptal istemini ret etmiş ancak yoksul nafakasının MK 1 inci maddeye göre kaldırılabileceğine hükmetmiştir.
AYM’nin bu kararından sonra artık tazminat gibi yoksulluk nafakası da kaldırabilir.
AYM kararının ilgili bölümü

  1. maddenin gerekçesinde, maddenin 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 145. maddesini karşıladığı, iradın arttırılması veya azaltılmasını gerektiren hâllerin maddede dördüncü fıkra hâlinde hükme bağlandığı belirtilmiştir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 145. maddesinin son fıkrasında borçlunun mali gücünün önemli ölçüde eksilmesi halinde nafakanın kaldırılmasına karar verilebileceği düzenlenmesine rağmen, itiraza konu olan 176. maddenin dördüncü fıkrasında yoksulluk nafakasının kaldırılmasından açıkça bahsedilmemektedir. Ancak 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1. maddesinde kanunun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu maddeye göre, hâkim önündeki sorunu yasa hükmünün sözüyle yani yazılış biçimiyle tam olarak çözemiyorsa, bu takdirde yasanın özüne yani o hükmün konuluş amacına bakarak karar verecektir. Bu bakımdan Türk Medenî Kanunu’nun 1. maddesi, hâkime önündeki sorunu adil bir şekilde çözmek için çok önemli bir hareket serbestliği tanımaktadır.

Evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olan yoksulluk nafakasının özünde, sosyal ve ahlâki düşünceler yer almaktadır. Nafaka talep edilen eşin kusursuz da olsa nafaka ödemekle yükümlü kılınması, yoksulluk nafakasının tazminat ya da cezadan farklı bir nitelik taşıdığını göstermektedir. Yoksulluk nafakasının amacı hiçbir zaman nafaka alacaklısını zenginleştirmek değildir. Yoksulluk nafakasıyla, boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması düşünülmüştür. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasının yanı sıra, nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması, diğer bir ifadeyle kendi kusurundan kaynaklanmamak koşuluyla yoksul olmaması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında, yoksulluk nafakasının sosyal ve ahlâki düşüncelere dayanması özelliği, sadece nafaka talep eden tarafa nafaka verilmesinde değil, aynı zamanda nafaka talep edilen tarafın nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması koşulunda da kendisini göstermektedir. Bu nedenle, nafaka borçlusunun kendi kusuru bulunmaksızın yoksulluğa düşmesi halinde, hâkim Yasa metninde açıkça belirtilmese dahi Türk Medenî Kanunu’nun 1. maddesine göre yoksulluk nafakasının koşulları ve kabul ediliş amacını göz önünde bulundurarak, nafakanın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 176. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince tamamen kaldırılmasına da karar verebilecektir.

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Powered by WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: